SON OSMANLI MİRASI YIKILIYOR
Etiketler: Haberler
Gönderen Define Avı zaman: 05:53 | 0 yorum
Etiketler: Haberler
Gönderen Define Avı zaman: 00:32 | 0 yorum
Etiketler: Haberler
İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Danıştay kararına karşın Bergama’daki antik Allianoi sağlık merkezinin üzerinin mille kapatıldıktan sonra Yortanlı Barajı suları altında bırakılmasını öngören projede ısrar etti. Allianoi Girişim Grubu Dönem Sözcüsü Alime Mitap, yeniden yargıya başvuracak.
Mitap, Danıştay kararının ardından yeniden kazı izni verilmesini bekledikleri bir dönemde, koruma kurulu dayatmasıyla karşılaştıklarını söyledi.
Mitap, şöyle konuştu: "Allianoi Antik Sağlık Yurdu’nu yok edecek her türlü işlemi yapan, eylemde bulunan kamu görevlilerinin hukuksal ve cezai sorumluluğu olacaktır. Buradan uyarıyoruz; artık tarihle inatlaşmayı bırakınız, Allianoi’yi suya gömme ısrarından vazgeçiniz, yöre köylüsünün su gereksinimi için başka çözümler üretiniz. Kazının tamamlanması için gereken izinleri veriniz. Allianoi’nin çamura gömülmesine izin vermeyeceğiz."
KÜLTÜR VARLIKLARININ KORUNMASINDA HÜKÜMETİN SAMİMİYET ÖLÇÜLERİNDEN BİRİ ALLIANOI'DİR
Türkiye iddia edildiği gibi bir hukuk devleti ise, Allianoi sorunu, bu kadar hukuksal kazanımlardan sonra birilerinin yaptığı gibi politik vaatler ve oy kaygılar ile değil, aklı selimle bilimsel anlamda çözülmelidir.
Çünkü korumakla yükümlü Kültür Bakanlığı, insanlık mirasını gerçek anlamda korumak yerine, mevcut Koru(ma)ma Kurulu ile D.S.İ.’nin ve ihaleci rant çevrelerinin emir eri konumuna düşmüştür. Bugüne kadar kurul tarafından baskı ile alınan bütün yok etme kararları ya İzmir ya da Ankara’daki mahkemelerden döndüğünü artık görülmesi gerekir.
Sn. Başbakanı ve Kültür Bakanı Sn. Ertuğrul GÜNAY'ı kültür varlıklarının korunması konusunda daha duyarlı olmaya ve bilimsel düşünceye davet ediyoruz.
Kültür Varlıklarını bu ülkenin tapu senetleri olarak algıladığını söyleyenler, Dünyanın en büyük Sağlık Merkezini barındıran Allianoi'i yok ederek bir yere ulaşılamazlar.
Çözüm için, artık imzaladığımız uluslar arası antlaşmaların, en kötü de olsa var olan bu anayasanın Allianoi konusunda bugüne kadar alınmış mahkeme kararlarının ve bilimsel verilerin baz almasını istiyoruz.
Bilimsel çalışmaları engelleyerek, yarım bıraktırarak, çamur atarak bir yere ulaşılamadığı artık görülmelidir. Çünkü güneş artık balcıkla sıvanmıyor. Ortada dünya çapında gün ışığına çıkarılmış bir kültür mirası var.
Allianoi, artık balcıkla kapatılamayacak kadar büyük bir insanlık mirasıdır. Dünya Allianoi’u bu şekilde kabul etmişken, bu anlamsız inadı anlamak mümkün değildir.
10 yıldır sunduğumuz alternatif bilimsel çözümlerin dikkate alınmasını artık bu hükümetten bekliyoruz.
Gerçek bilimsel çözümü bulanlar,üretenler, diyalogdan yana olanlar tarihte gerçek anlamda değerlerini bulacaklardır. Bugüne kadar yerel oy kaygısı ile tarihi katledenleri dünyanın nasıl andığını herkes anımsar.
Allianoi'un gerçek anlamda korunması için mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Allianoi bunca hukuksal kazanımlara rağmen son zamanlardaki fütursuz kurul kararı ile bu şekli ile katledilse, dünya döndükçe bu Türkiye’nin en büyük ayıplarından biri olacaktır'.
Yrd.Doç.Dr. Ahmet YARAŞ, 09.10.2009
Allianoi Kazısı Bilimsel Heyet Başkanı
Gönderen Define Avı zaman: 01:46 | 0 yorum
Etiketler: Haberler
Müzekart, tüm müze ve ören yerlerindeki gişelerden ve kart basım istasyonlarından, ''Fotoğraflı TC kimlik kartı, pasaport ya da sürücü belgesi'' gösterilerek 40 saniye içinde alınabiliyor.
İnşaatına ekim-kasım gibi başlanır” denilen Ilısu Barajı’nda şok bir gelişme daha yaşandı. Hasankeyf topraklarına yayılan tarihi eserlerin yüzde 60-70’inin “Zaten tahrip olmuş eserler” denilerek sular altında bırakılmak istendiği ortaya çıktı.
Konu CHP Gaziantep milletvekili Yaşar Ağyüz’ün verdiği bir soru önergesiyle gündeme geldi. Ağyüz, önergesinde, “Ömrü 40-50 yıllık baraj için Hasankeyf’i feda etmemeyi düşünüyor musunuz?” ve “Ilısu Barajı’nın yapımına bu nedenlerle karşı çıkanları, ‘Türkiye’yi sevmeyen, bölge insanının kalkınmasını istemeyenler’ olarak suçlamanız devlet ciddiyetinizle bağdaşıyor mu?” diye sordu.
Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan gelen cevapta, Ilısu Barajı’nın bir zaruret olduğu belirtilerek, barajın iş imkanı ve geçim kaynağı getireceği vurgulandı. Sular altında kalacak yapılarla ilgili de şu ifadeler kullanıldı: “Hasankeyf’teki en mühim tarihi ve kültür varlıklarına sahip olan ‘Yukarışehir’ suları altında kalmayacaktır. Sular altında sadece bir takım tahrip olmuş yapıların bulunduğu ‘Aşağışehir’ kalacaktır.”
Çevre Bakanlığı’nın yanıtı İTÜ öğretim görevlisi Prof.Dr. Zeynep Ahunbay’ı şoke etti: “Aşağı Hasankeyf demek, Hasankeyf’in en az yüzde 60-70’i demek. Birçok tarihi eser burada bulunuyor. Tahrip olmuş yapılar da olabilirler ancak bu eserler suya bırakılmayacak kadar değerlidir. Kale’nin aşağısında kalan tüm eserler Aşağı Hasankeyf’e giriyor.”
Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi sözcüsü Diren Özkan’a göre ise tarihi eserleri ‘tahrip olmuş’ diye tanımlamanın bir anlamı yok:
“Eserlerin taşınacağı söyleniyordu. Ancak bu eserlerin taşınamayacağı anlaşılınca ‘harap olmuş’ şeklinde açıklamalar yapılıyor. Önemli olan eserlerin restore edilmesidir. Zaten kazılarda çıkan eserler de tahrip bir şekilde çıkıyor. O zaman hiç kazı yapılmasın ve eserler gün yüzüne çıkmasın.”
Doğa Derneği Proje Koordinatörü Erkut Ertük de, bu yapıların ‘tahrip olmuş eser değil, tarihi eser’ olduğunu, mutlaka restore edilerek yerinde korunmanın sağlanması gerektiğini belirtti.
Ilısı Barajı’nın temeli yaklaşık üç yıl önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından atıldı. İnşaata kredi sağlayan uluslararası konsorsiyum bölge halkının iskanı, tarihi eserlerin korunması ve çevre varlıklarının tespit edilip korunması konusunda 153 kriter öne sürmüştü. Bu kriterler yerine getirilmediği için yabancı ülkelerin baraja vermeyi taahhüt ettiği kredi desteği çekildi. Çevre Bakanı Veysel Eroğlu geçtiğimiz günlerde “Ilısu”yu kendi imkanlarımızla yaparız, İnşaat ekim-kasım gibi başlar” dedi.
Ilısu Barajı yapılırsa Türkiye nelere veda edecek?
* Mardinike Sahil Sarayı Harabesi
* Zeynel Bey Türbesi ve etrafındaki harabeler
* İmam Abdullah
* Kasımiye semti ve içerdiği harabeler
* Köprübaşı’ndan kaleye giden sokağın nehir tarafı sahil surlarıyla karışık dükkanlar
* Tarihi köprü ucunun bu sokağa birleştiği yerde eski şehir kapısı kalıntıları
* Süryani mahallesi ve rahip evi
* El Rızk Camii
* Kilise harabesi
* Sultan Süleyman Camii
* Avlusundaki sondajda kalkolitik seramikler bulunan Koç Camii
* Han ve Arasta; hana bitişik küçük mescit ve türbesi
* Kaldırımlı, kanallı sokak ve dükkanlar
* Kızlar Camii l Kızlar Camii güneybatısında 1. semt külliyesi: Cami, türbe ve dükkanlar
* Kızlar Camii batısında yamaçta setler halinde kurulu, tepede mağara ve inşaatın kaynaştığı malikane veya dergah kalıntıları
* Bunların kuzeyinde, revaklı avlusu olan 2. semt külliyesi
* Seramik fırınları ve atölyeleri bölgesi
* Güneybatıdaki konak ve çevre dokusu kalıntıları
* Karşı Yaka (Kuzeybatı/Batman tarafı)
* Mardinike ve kazı evi karşısına düşen büyük mağara - kilise
* Hamam
* Kale eteğinde, kanyon içinde (Uzundere yolu) kilise ve hücreleri mağaralar olan manastır
Yukarı Şehir’de olmasına rağmen su altında kalacak yapılarsa şöyle:
Kale’nin orta kapısı. Büyük Saray’ın güneydoğusunda, geç devir mezarlığının altındaki muazzam höyük. Bu höyük asıl sarayın çoğu bölümlerini barındırıyor. Roma saray kalesi üzerine ve içine oturuyor. Bunun doğuya (kasabaya) bakan yanında, altta Roma blok taşları, üstte Artuklu blok taşlarıyla örülü muazzam bir cephe duvarı ve ortasında büyük bir giriş bulunuyor. Baraj sularının Küçük Saray tabanına kadar yükselmesi ve kalenin üzerine oturduğu kayanın üçte ikisinin sular altında kalması öngörülüyor. Büyük bir bölümü suya battığında kireçtaşı kaya kütlesinin çözülmesi hızlanacak ve üstündekilerin dağılarak yok olması ihtimali yükselecek.
Radikal, Haber Ocak, 06.09.2009
Gönderen Define Avı zaman: 23:22 | 0 yorum
Etiketler: Haberler
Ayasofya'da bulunan ve en son Sultan Abdülmecid ve o dönemde restorasyonu yürüten İsviçreli mimar Gaspare Fossati’nin gördüğü; 1.5 X 1 metre ebadındaki, üzerleri sıva ve metal maskeyle kapatılan 700 yaşında olduğu tahmin edilen altı kanatlı melek figüründen birinin yüzü açıldı.
16 yıldır kubbenin güneydoğu çeyreğinde bulunan iskele, iki hafta süren çalışmaların ardından sökülerek kuzeydoğu çeyreğine kuruldu. Kubbeyi taşıyan pandantifteki, 6 kanatlı melek (kerubim-serafim) figürü üzerinde de çalışmalar yapıldı. Meleğin yüzündeki metal maske çıkarıldı, 6-7 kat badana ve sıva kaldırıldı. Yaklaşık 10 gün boyunca heyecanla yürütülen çalışmaların sonunda uzmanların bile beklemediği derecede iyi korunan mozaik, 160 yıl sonra yeniden günışığıyla buluştu. 9 veya 14’üncü yüzyılda yapılmış olduğu tahmin edilen mozaiğin gerçek yaşı, Ayasofya Yüksek Bilim Kurulu ve Anıtlar Kurulu üyelerinin yapacağı incelemeler ve diğer mozaiklerle karşılaştırmalar sonucunda belirlenecek.
İncil’e göre Tanrı’nın tahtını koruyan melek
İncil sadece belirli kişiliği olan üç meleğe isim vermiştir. Bunlar, meleklerin prensi olan Michael, ölüm meleği olan Gabriel ve Satan. Altı kanatlı Serafim ise, Tanrı’nın tahtını korumakla görevli en üst sıradaki melektir. Bu melekler, Tanrı’nın tahtının üzerinde 2 kanatları yüzlerini ve 2’si ayaklarını kapatacak şekilde bekler. Kalan 2 kanat ise uçmak içindir.
En son onlar gördü
Sultan Abdülmecid döneminde caminin onarımı için İsviçreli Mimar Gaspare Fossati görevlendirildi. Osmanlı döneminde,Ayasofya’daki en kapsamlı restorasyonu kardeşi Giuseppe’yle birlikte 1847-1849 arasında yürüten Fossati, mozaiklerle ilgili de kapsamlı bir çalışma yaptı. Dökülen sıvaların altından parıldamaya başlayan mozaikler, Sultan Abdülmecid’in talimatıyla açıldı, bakım ve onarımları yapıldı. Daha sonra tahrip edilmeden sıvayla kapatılarak gizlendi. Fossati’nin yaptığı resimleri topladığı albüm, günümüze ulaşmamış mozaiklerin bilinmesini sağlayan bir kaynak olarak görülüyor.
Gönderen Define Avı zaman: 10:51 | 1 yorum
Etiketler: Arkeoloji Haberleri, Haberler
Sevgili Hasankeyf'e Sadakat Yolcuları,
Doğa Derneği ve Atlas Dergisi tarafından Hasankeyf için başlatılan Hasankeyf'e Sadakat imza kapanyasına geçtiğimiz yıllarda imza atarak destek vermiştiniz.
Şimdi Hasankeyf'in de içinde bulunduğu Dicle Vadisi'nin UNESCO Dünya Miras Alanı olarak ilan edilmesi için yeni bir uluslar arası imza kampanyası başlatıldı. Kampanya dahilinde imzalanan dilekçe, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Almanya Başbakanı Angela Merkel'e, Avusturya Başbakanı Werner Faymann'a ve İsviçre Başbakanı Hans-Rudolf Merz'e iletilecek.
www.hasankeyfesadakat.com adresinden ulaşarak imza atabileceğiniz dilekçede Dicle Vadisi'nde yer alan tarihi kent Hasankeyf'in, UNESCO Dünya Mirası Alanı olarak koruma altına almasını, Hasankeyf'in en az 15 bin yıllık geçmişi ve küresel ölçekte nesli tehlike altındaki canlı türleri ile UNESCO'nun 10 dünya mirası kriterinden 9'unu karşılayan insanlığın sahip olduğu en eski kentlerden birisi olduğuna dikkat çekiliyor.
İmza için: www.hasankeyfesadakat.com
Hasankeyf ve Dicle Vadisinin Yüksek Evrensel Değeri raporu için: www.dogadernegi.org
Gönderen Define Avı zaman: 04:06 | 0 yorum
Etiketler: Haberler